Bu da Buda

 

İsteklerle özgürlük arasındaki ilişki paradoksaldır. Doymak bilmez iştahı bıkıp usanmadan tatmin etmeye çalışan kişi o isteklere zincirli bir kölecağızdır. Her zaman Nietzsche huzuru benim için göz kamaştırıcı göründü. Karşımdaki deniz o kadar sakin, o kadar dingin ki tek bir istek onu dalgalandırmıyor der Nietzsche. Ben de vay be diyorum, o bunu “her şeyim tam, her şeyim elimde, hayatımı başka türlü olsun istemiyorum” anlamında söyler. Amor fati yani. Benim sevmekten helak olduğum şey.

Ne yazık ki yakın zamana kadar benim denizimi hep türlü türlü istekler dalgandırdı. Çok azında yüzerek karaya çıkabildim. Çoğunda oracıkta boğuldum. Ama istemek istememekten iyidir, alışveriş bağımlılarının söylediği gibi “bir şey satın almazsan hayatla ne bağlantın kalır?”

İstemekle özgürlük arasındaki sıkıntılı ilişkiye çare hep aranmıştır. Mesela Schopenhauer. Acının kaynağının isteme olduğunun farkındaydı. Acıdan kurtulmanın, özgür olmanın tek yolu istemelerin durdurulmasıydı. Yazgısıyla mücadele edip duran acının pençesinde kıvranıp durandı. Yazgıyı olduğu gibi kabul eden ancak mutlu olabilirdi. Nietzcshe’nin amor fati’si buradan, Schopenhauer’dan yol almış zaten. Schopenhauerki Eski Hint düşüncesi Brahmanizmden.

Brahmanlar acıdan kurtulmak için isteklerinden tümden vazgeçme alışkanlığı yaratınca Buda insanı tekrar hayata döndürmek için belirdi demek. Önce o da Brahmanlar gibi aç, susuz sürekli bir nefis terbiyesi içindeydi. Baktı bu böyle olmayacak. İstememek karmayı kilitliyor, istemelerle özgürlük, mutluluk arasında denge tutturacak bir yol benimsedi. Tanrının insanları yola getirmek için yolladığı bir bilge sonuçta Buda. Düşünün bir kez ruhlar tepeleme dünya denilen gezegene sökün etmiş ama tek bir hareket, tek bir kımıltı yok. Hepsi sessiz sakin özgürleştirici intihar yolunda. O kadar ruhla ilgili yapılmış planların suya düşmesi demek bu.  Serenity adlı filmin son sahnesindeki gibi: İnsanlar bir gezegende öyle bir gazla kafayı buluyorlar ki canları hiçbir şey yapmak istemediği için oldukları yerde ölüveriyorlar. Yani yemek yemek istememişler, öpüşmek istememişler, yerlerinden kalkmak bile istememişler. Buda’nın zamanlamasının hikmeti bu olsa gerek.

Benim için sarsıcı olan şu, bütün bu hikmetleri tıka basa biliyordum da neden benim denizimde sular duruldu. Çok yaşlı birinden söz ediyoruz, çok yaşlanmış birinden. Amor fati’deki başarısızlık doğrudan kendini öğrenilmiş çaresizlik olarak gösteriyor. Olay deniz yıldızlarının başına gelenle çok benzer. Bir yengeç bir deniz yıldızı yakalar ve onun tek kolunu yer ama deniz yıldızını bırakmaz. Deniz yıldızları öyle bir mahlukat ki kopan kolunun yerine yenisi çıkar. Ama yengeç bir kol daha yer. Deniz yıldızının kolu yine çıkar ama yıldızımız yengecin elindedir artık, kolları çıktıkça yine av olur. Şimdi bana öyle geliyor ki bu dünyanın dış sesi olarak tanrı bendenizi bu gezegene yollayarak aynı taktiği güdüyor. Her gün bir tarafımı yiyor, ben bir şey istedikçe ve bir şeye uzandıkça ankara döneri gibi çevrilip çevrilip kesiliyorum. Buna Hint düşüncesinde karma, başka inançlarda sınava çekilmek ya da tekamül etmek deniliyor.

Bu derin taktikler bir yana dünyalı olmanın olanakları ve olanaksızlıkları hesaba katmak şart. Özgürlük için birinci kural, enerji tasarrufu. Bu şu demek neyi isteyerek kendini acının içine attığını bil. O şey yüzünden çektiğin acı sonunda elde edeceğin mutluluğu karşılasın. Asla çok istekle kendini tüketme. Neyi isteyeceğini kendine “beni ne bağlar, ne özgür kılar” diye sorarak belirle. Seni en çok özgür yapacak şeyi iste ki, o isteğe bağlılığın elde edeceğin özgürlüğü aşmasın.

Size bol yıldızlı günler…

Nilg.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: